
Kurumsal Sürdürülebilirlik ve Strateji
Sürdürülebilir kalkınmanın yönetimi kuruluşlar ve yöneticileri açısından gerçek bir denemedir. Epstein’in (1) son kitabında belirttiği gibi kuruluşlar ve yöneticileri son derece hassas dengeleri gözetmek zorundadırlar. Bir yandan iyi bir kurumsal vatandaş olabilmek için sosyal ve çevresel sorumluluklarını yerine getirmeli, bir yandan kuruluşun paydaşlarının beklentilerini karşılamalı ve bir yandan da kâr eden bir kuruluş olmalıdır. Bu gerçektirilmesi çok zor bir durum, bir paradoks gibi görünmektedir.
Sürdürülebilir kalkınmanın (SK) kurumsal sürdürülebilirliğe (KS) dönüşmesi bu kavramın kuruluşun tüm seviyelerdeki yaklaşımlarında hayat bulması ile gerçekleşebilir. Kurumsal sürdürülebilirliğin kuruluşun stratejileri içerisinde yer alması tek başına yeterli olmayacaktır. Bu kavramın kuruluşun günlük faaliyetleri için verilen kararlarda da dikkate alınması ve uygulamaya dönüştürülmesi gerekmektedir. Bu nasıl gerçekleşecektir? Bu ancak Kurumsal Sürdürülebilirliğin stratejik seviyedeki bir karar konumundan çıkartılıp geniş yayılımlı bir kurum kültürü haline dönüşmesi ile gerçekleşebilir.
Kurumsal sürdürülebilirliğin bir kuruluşta CEO’dan en alt seviyede çalışana kadar herkesin tam katılımıyla gerçekleşen bir strateji olması için atılması gereken adımlara kısaca değinelim.
Yönetimin Taahhüdü
Yönetimin taahhüdü, kurumsal sürdürülebilirliğin bir kurum kültürü olmasını hedefleyen kuruluşlar açısından çalışmaya başlanacak en verimli noktadır. Çünkü bir kuruluşda liderler inanmıyorsa, kimseyi bir şeye inandıramazsınız; bunun için en verimli noktadır. Liderler inanıyorsa ve bunun altına imza atıyorlarsa, bütün yapılacak çalışmalar sağlam bir temel üzerinde yükselme imkânı bulacak demektir. Yönetimin taahhüdü birkaç farklı aşamada gerçekleşmelidir. Bu başlıkların her biri bir makale konusu olacağı için bu yazımızda bu başlıkların detaylarına girilmeyecektir.
- Yönetim Kurulunun taahhüdü
- Kuruluş liderlerinin tahhüdü
- Kurumsal sürdürülebilirlik politikasının yayınlanması
Paydaşların Gereksinim ve Beklentilerinin Alınması
Paydaşların gereksinim ve beklentilerinin alınması ve bunların stratejilere temel girdi olması her kuruluş için hayati önemde bir konudur. Kuruluşlar paydaşlarını tatmin edebildikleri ve onlarla işbirlikleri geliştirebildikleri müddetçe varlıklarını sürdürebilirler. Hissedarlarının, müşterilerinin ve çalışanlarının gereksinim ve beklentilerini karşılayamayan kuruluşların varlıklarını sürdürmeleri neredeyse imkânsızdır. Bu sebeple kuruluşlar paydaşlarıyla etkili ve verimli bir iletişim stratejisi oluşturmalıdırlar. Kuruluşun paydaş yaklaşımı aşağıda belirtilen aşamalarla geliştirilebilir ve elde edilen sonuçlar kurumsal sürdürülebilirlik stratejileri oluşturmak için kaynak olarak kullanılabilir.
- Kuruluşun paydaşlarının belirlenmesi
- Paydaşlarla iletişim stratejilerin geliştirilmesi ve uygulanması
- Paydaşların gereksinim ve beklentilerinin alınması
- Paydaşların gereksinim ve beklentilerinin analiz edilerek stratejilere dönüştürülmesi
Uygun Bir Strateji Geliştirilmesi
Kuruluşun ne yöne gideceğine karar vermesi için önce yolun neresinde olduğunu anlaması gerekmektedir. Bu da kuruluşun var olan durumunu analiz edebilmesi için detaylı bir değerlendirme ve gözden geçirme çalışması yapmasını gerekli kılmaktadır.
Kuruluşun uygun bir strateji geliştirebilmesi için değerlendirmesi gereken pek çok konu bulunmaktadır. Kuruluşun içinde yer aldığı pazarın güncel durumu ve gelecekte olmayı hedeflediği yerden başlamak üzere, kuruluşun temel performans göstergelerine, oradan da paydaşların kuruluş hakkındaki algılamalarına kadar pek çok durum hakkındaki verilerin analiz edilerek kuruluşun kurumsal sürdürülebilirlik stratejilerinin geliştirilmesi gerekmektedir. Fakat bütün bu strateji geliştirme sürecinden önce, yönetimin taahhüdü ile birlikte cevaplanması gereken üç soru bulunmaktadır:
- Kuruluş ne kadar sürdürülebilirliğe sahiptir ?
- Kuruluş ne kadar sürdürülebilirliğe sahip olmak istemektedir ?
- Kuruluş kurumsal sürdürülebilirlik stratejilerinin geliştirilmesi ve uygulanması için hangi kaynakları kullanacaktır ?
Yapılacak bu analizlerin ana amacı, kuruluşun faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan toplum ve çevre üzerindeki negatif etkilerinin belirlenmesidir. Bu negatif etkilerin belirlenmesinden sonra, kuruluş bu negatif etkileri en aza indirecek kısa, orta ve uzun süreli stratejilerini geliştirebilecektir.
Stratejilerin Tüm Paydaşlarla İletişiminin sağlanması
Strateji oluşum sürecinde paydaşlardan alınan geri bildirimlerin strateji oluşumunda kaynak olarak kullanılması ve paydaşların gereksinim ve beklentilerinin kuruluş stratejilerine dahil edilmesi hayati bir öneme sahiptir. Bu durumda strateji oluşumu tamamlandıktan sonra oluşan stratejilerin tüm paydaşlarla paylaşılması da bu yaklaşımın bir parçasını oluşturmaktadır.
Kuruluşların paydaşları ile kurmaları gereken ilişkinin stratejiler açısından öneminden yukarıda söz etmiştik. Burada da bu ilişki için bir yaklaşım geliştirilmesinin öneminde söz ediyoruz. Paydaşlarla kurulacak ilişkileri belirleyen bir yaklaşım aşağıdaki aşamaları içerebilir:
- Kuruluşun paydaşlarını belirlemesi
- Kuruluşun belirlenen paydaşları için iletişim kanalları tespit edilmesi
- Kuruluşun belirlenen iletişim kanallarını kullanarak stratejilerini tüm paydaşlarla paylaşması
- Paydaşların, kuruluşun stratejileri hakkındaki algılamalarının ölçülmesi
- Kuruluşun paydaşlardan gelen geri bildirimler doğrultusunda iyileştirmeler gerçekleştirmesi
Sonuç
Kuruluşların paydaşlarıyla iletişim içerisinde olması ve onları iş süreçlerine dahil etmesi sadece kurumsal sürdürülebilirlik açısından değil, pek çok açıdan da önemlidir ve olumlu sonuçlar vermektedir. Geliştirdiğiniz stratejilerin paydaşlarınız tarafından anlaşılması ve kabul edilmesi, o stratejilerin gerçekleşmesi için kilit önemdedir.
Yukarıda sözünü ettiğimiz adımlar bir kuruluşun kurumsal sürdürülebilirlik stratejileri geliştirebilmesi için son derece önemli noktalardır. Bu adımları yukarıda sözünü ettiğimiz gibi çok daha detaylı olarak irdelemek ve açmak mümkündür. Bu adımların her biri kuruluşlar ve yöneticiler için gerçek birer denemedir. Fakat bu adımlar sonucunda kuruluşun varmasını beklediğimiz nokta çok daha önemli ve kıymetlidir. O halde bu denemeyle yüzleşmeye değer.
Kadir Erkan
Ekim 2010
Referanslar :
1-Marc J. Epstein- Making Sustainability Work-2008



